www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws       www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

Scroll images by bigoo.ws

Gülay-sevgicim - Blogcu

Gülay-sevgicim

Jul. 5, 2007 - TATİLDEYİM......

ARKADAŞLAR MERHABA.........

SANIRIM HERKES TATİLDE YADA SICAKLARDAN KİMSENİN SESİ SOLUĞU ÇIKMIYOR.......

BENDE ÇANAKKALEDE TATİLDEYİM. DAHA DOĞRUSU ANNEMLERE GELDİM AMA BİZİM KÖYÜMÜZ SAHİL KASABASI OLDUĞU İÇİN DENİZE GİRMEYİDE İHMAL ETMİYORUM TABİİİİ    

KENDİNİZE İYİ BAKIN...

HERKESE SEVGİLER

 

 

 

15 YorumYorum yaz!Bağlantı

Jun. 11, 2007 - TAKILAR....

Kategori: Takilar

Veee şimdide sıra takılarda

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

3 YorumYorum yaz!Bağlantı

Jun. 8, 2007 - BURADAYIMMMMM

Kategori: Takilar

Arkadaşlar Merhaba;

Uzun süredir fırsat bulup ta blogları gezemedim. Merak eden canlarım çok teşekkürler, en kısa sürede hepinizi ziyarete geleceğim. Artık havalardan mı desem yoksa 2,5 aydır devam eden diş tedavimden midir bilmiyorum elime doğru düzgün bir iş bile alamadım. Bir kaç takı yapayım dedim onlar bile yarım duruyor masanın üstünde, örgülerim yarım, dantellerim yarım bir türlü ilham gelip hiç birini bitiremedim. Nerde bu ilham birazda bana uğrasa ya…

Bu aralar halimi hiç sormayın. Diş tedavisi dedim ya. Öyle komik görünüyorum ki. Dolgular, kanal tedavileri , alt kaplamalar bitti ama üst dişlerim tamamen kesik durumda aynı fare gibi kızım ilk gördüğünde o kadar çok korktu ki anneee gelme sakın diye bir bağırışı vardı çocuğumun görmelisiniz kocaman kız üstelik. Evde tamamen alay konusu oldum. Baba kız benimle eğleniyorlar. Dişler olmadığı için konuşmam da değişti tabii garip garip kelimeler bulup bana söyletmeye uğraşıyorlar. 10 gün daha dalgalarını geçsinler bakalım. Dişlerim takılınca ben onlara soracağım. Allahtan dişçim görüntüyü kurtarmak amacıyla geçici diş yaptı işe giderken onları takıyorum acıtıyor ama ne yapalım idare edeceğiz. Evdekilerinin alaylarını zor çekiyorum birde geçici dişlerim olmasa işte ne yapacaktım bilmiyorum. Eee birde epey kalabalık bir ortamda çalışıyorum ve sürekli konuşuyorum. Herkesin garip bakışları ayyyyy düşünemiyorum bile…….

 

Çalıştığım okulda Küçükçekmece Halk Eğitim Merkezi ve Okulumuz işbirliğiyle açılan Kurdele Nakışı ve Takı Tasarım kursları vardı. Kurslar bitti ve hafta içi kursiyerlerin sergileri vardı. Aman Allahım o kadar güzel şeyler yapmışlar ki anlatamam. Özendim doğrusu ama işimin yoğunluğundan nerde gidip öğreneceğim. Arada gidip bakıyordum tabii de bitmiş halleri çok güzel olmuş. Sizler içinde resimler çektim. Hocalarının ve kursiyerlerin emeğine sağlık………

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Eeee o kadar iş yapıpta bana bir şey yapılmadan olurmu? Görümcemde kursiyerler arasında olunca sağolsun bana da çanta yaptı. Komşuda pişer bize de düşer. Bu da benim çantam ve yakından görünüşü. Nasıl güzelmi?

 

 

 

Sıra takılarda inşallah onları da önümüzdeki günlerde eklerim. Biraz merak edin. Çok güzel takılar var…

1 YorumYorum yaz!Bağlantı

Apr. 25, 2007 - BİR SOBE DAHA…..

Fidan arkadaşım http://ellerefidanboylumellere.blogcu.com beni sobelemişti ancak fırsat bulup yazamamıştım bir türlü.

Arkadaşım çok güzel bir konuda sobelemiş, en sevdiğimiz çiçekler….

Hoş herhalde sevmediğimiz çiçek yoktur sanırım. Dikenli kaktüsün bile kendine özgü ne güzel bir güzelliği var.

Arkadaşım sağol çiçeklerin resimlerine bakarken bile içim açıldı.

İlk aklıma gelen 3 çiçeği şiirlerle sizin beğeninize sunayım.

 

PAPATYA:

En çok sevdiğim çiçek. Kırlarımın çiçeği. Her bahar kendiliğinden ortaya çıkan, baharın geldiğini bizlere müjdeleyen, yaz bittiğinde de kuruyup giden çiçekler…

Bir çocuk masumiyetinde ve saflığında. Şarkıda da öyle demiyor mu zaten….

Papatya gibisin beyaz ve ince….

Ama fal bakacağız diye yapraklarını hoyratça kopardığımız narin çiçeklerimiz

 

GÜL:

Ne kadar güzel ne kadar asil bir çiçek değil mi? Hangi kadına verilipte mutlu

etmedi ki…

İsmimin hiç hecesinin çiçeği. Daha ne diyeyim ki…..

 

NİLÜFER:

Çamurlu dibi bataklık durgun su ve göllerde yetişen nilüfer çiçeğini suyun üzerinde bir taç gibi taşır. Öylesine çamurlu sularda yetişen bu çiçeğin üzerinde toz ve çamur birikmezmiş. Çünkü bu bitkinin mucizevi denecek bir tabiatı varmış. Üzerine en ufak bir toz tanesi düştüğünde yapraklarını sallar ve toz taneciklerini belli noktalara doğru itermiş. Yaprağın üzerine düşen yağmur damlalarını da bu noktalara doğru yönlendirir ve buradaki tozları süpürürmüş. “Güven ve güven veren saflığı” ifade eden bu çiçek toz taneciklerini silkelemesiyle yapraklarını nasıl güvende tutuyor değimli?

 

Eeeee ben şimdi kimi sobeleyeyim

http://ilmekilmek.blogcu.com

http://defnehobi.blogcu.com

http://hilalveseray17.blogcu.com

 

sizleri sobeledimmmmmmmm

 

 

7 YorumYorum yaz!Bağlantı

Apr. 10, 2007 - SOBEEEEE

Yeni blogcu arkadaşım ve hemşerim http://hilalveseray17.blogcu.com o kadar saklanmama rağmen beni de gördü ve sobeledi. Canın sağ olsun arkadaşım. Eeee şimdi cevap vermek lazım demi. Konu anladığım kadarıyla bir çocukluk anısı ve çocukluğumuzun çizgi filmleri.

 

Çocukluk anılarımdan en iyi ve ayrıntılı olarak hatırladığım 5 yaşındayken okula gideceğim diye tutturmamdı. Mahalledeki arkadaşlarımın çoğu benden büyük ve o yıl okula başlayacaklardı. Ben hiç evde kalırmıyım, zaten çat pat okuma-yazma biliyorum. Aman allahım evde isyanlar, tepiniyorum. Eve en yakın okula annem kayıt ettirmeye götürdü her şeyim hazır ben bir sevinç bir sevinç ama beni okula almadılar. Diğer arkadaşlarım kayıt oldu biz en sonda bekliyoruz. Tam kayıt yapmaya başladılar doğum tarihime bir baktılar yaşım küçük birde yazdıkları dosyayı yırtmamışlar mıydı, ben tam bir hüsran. Ama ne ağlamak, susturamıyorlar. Evimizin biraz daha uzağında bir okul daha vardı. Babam böyle olmayacak bir de oraya bakalım dedi. Babamla gittik. Orada öğrenci sayısı az olduğu ve benim de okuma-yazma bildiğimi görünce kayıt yaptılar. Dünyalar benim olmuştu. Okula gidecektim nihayetinde. Arkadaşlarımdan ayrıyım ama olsun okula gideceğim ya. Üstelik o okul yolunun üzerinde bir fabrikanın atık su kanalı vardı. Oradan atlayıp ta geçmek gerekiyordu. Bu kanaldan sonra üzerinden E-5 karayolunun geçtiği bir alt geçit (daha düne kadar duruyor du). kanalın kenarında da bu alt geçidin trafik levhası vardı. Bende bir gün okul çıkışı kanaldan atlayacağım derken zaten zar zor atlayabiliyorum ki genelde yardımla atlıyordum ya da bu levhaya tutunarak atlıyordum. Tam atladım küt diye kafamı çarptım canım çok yanmıştı. Başımı bir elledim kanlar akıyor. Eyvah kafayı yardık dedim. Yine ne cesaretliymişim. Şimdi olsa koca kadın avazım çıktığım kadar bağırırdım. Yüzümden kanlar aka aka eve kadar koşarak geldim. Annem evde yok ablam evdeymiş o da ne yapacağını şaşırdı. Öyle yaramaz çocuklar olmadığımız için evde ilaç filan da yok. Ablamın aklına tütün basmak geldi ama evde sigara içen yok. Komşulardan isteyip ablam tütün basıp kanı durdurmuştu. Ama günlerce acısı geçmedi. Olsun yinede ben okula gidiyordum yaa.

Şimdi düşünüyorum da annemle babamda ki de iyi cesaretmiş. O zamanlar öyle anne baba okula getirip götürmezdi. Kendi çocuğumu asla ve asla göndermezdim. Hem 5 yaşında okula hem de uzak bir okula. Benim gidemediğim okula şimdi kızım gidiyor ve  30-40 mt. uzaklıkta ama 5 yıl boyunca yani ilkokulu bitirene kadar sabahçıysa muhakkak ben bırakırdım diğer zamanlarda ya babası ya babaannesi yada çok yakın birisi götürürdü mutlaka. Şimdi bile kızımla aynı okulda olduğumuz için öğlen çıkarken bana görünür peşinden de hemen babaannesini ararım kızım geliyor diye.

Nerde bizim zamanlarımız nerde şimdiki zamanlar. Trafik bile bizim zamanlarımıza göre 100 kat daha arttı bizim caddelerde.

 

 

 

ŞİMDİ GELELİM ÇOCUKLUĞUMUZUN ÇİZGİ FİLMLERİNE:

Benimde bir çocuğum ve çocuk yanım var ve hala çizgi film seyretmeye bayılırım ama bizim zamanımızın çizgi filmlerini. Şimdiki çizgi filmleri anlamıyorum bile sürekli şiddet var ve çocuklar onları seyrediyorlar.

 

VİKİNGLER: Bir Viking kabilesinin maceralarını anlatırdı. Boynuzlu şapkalar takar, HAYDİ YALLAH HOP HOP HOP, HAYDİ YALLAH HOP HOP HOP diyerek küreklere asılır, maceradan maceraya koşarlardı. Kaptanın Vicki isimli küçük bir çocuğu vardı. Babası denize açıldığı zaman bende onunla üzülür, babasını karşılamaya kıyıya koştukları zaman ne çok sevinirdim.

 

DEĞERLİ: Yaramaz köpek Değerli "kih kih kih" diye gülmesi hepimizin dilindeydi. Sahibesi yaşlı teyze onun ne yaptığını görmez sonrada  "aferin canım benim" diye Değerli'yi severdi.

 

ATOM KARINCA: Süper güçlü bir karıncaydı. Antenlerini cızzztt bızztt yaparak uçar, kahramanlıklar yapardı. "Atom karınca geliyooor" diye bağırması hepimizin dilinde değilmiydi?

 

VEEE ŞEKER KIZ CANDY: Bizim zamanımızın en popüler çizgi filmi. Kızlar bayılıyordu Candy’ye. Düğme gibi gözleri, kabarık sarı saçlarıyla hayrandık biz bu çizgi karaktere. Nerede olursa olsun kızlarla bir araya gelince hemen avuç içlerimizi birbirine çarparak şak şuk sesleri arasında:

            Şeker Kız Candy

            Anthoyle evlendi

            Bunu duyan Lisa

            Kıskancından geberdiiiiii

Diyerek en sonunda parmaklarımızla birbirimizin karnına vururduk. Ne çok kızardık Lisa’ya Candy’e  kötülük yaptığı için.

 

 

 

            Eh bu kadar yeter sanırım. Çok bile gevezelik ettim. Saatte epey bir geç oldu. Sabah işe gideceğiz. Bu saatte de sobelenecek kimse kalmadı. En iyisi aklınıza gelen, unuttuğumuz karakterleri de hatırlayan olup ta anlatırsanız seviniriz ve memnuniyetle okuruz diyeyim.

 

2 YorumYorum yaz!Bağlantı

Mar. 18, 2007 - ÇANAKKALE DESTANI

                                 ÇANAKKALE DESTANI

Yıl 1915

18'indeyiz Martın.

Kendine gel biraz!

Pek tekin değildi Çanakkale'nin suyu,

Geçilmez bu boğaz...

Geçilmez bu boğaz...

Bizi

Ne topun yıldırır,

Ne kurşunun.

Çünkü artık

Başladı cengimiz.

Er meydanında bulunmaz dengimiz...

Sen misin Mustafa Kemal'im ileri diyen?

İşte fırladık siperden.

Sırtına yüklenmiş kahraman

Seyit 276 kiloluk mermiyi,

Koşuyor bataryasına ateşler içinden.

Bu mermi denizlere gömecek

Elizabet'i Buvet'i...

Yanıyor bugün Anafartalar yanıyor,

Denizler yanıyor,

Dağlar yanıyor.

Zafer bizimdir artık

Düşman zırhlıları batıyor...

Türk'üm,

Muzaffer olarak doğmuşuz bir kere.

Bir karış toprak uğruna

Kimimiz şehit oluruz.

Kimimiz gazi.

Hiç değişmez bu yazı.

Dünyada her yer geçilir belki

Lâkin geçilmez Çanakkale Boğazı..

 

                                   Fahri ERSAVAŞ

7 YorumYorum yaz!Bağlantı

Mar. 4, 2007 - AHŞAP BOYAMA BANYO TAKIMIM

Kategori: boyamalar

Arşivimde unutulan bir resim daha buldum. Banyomda kullandığım ahşap boyama takımım. Peçete tekniği kullanarak yaptım. Dış yüzeylerde çatlatma uyguladım. Peçetelik, diğer kap sabun, tarak, toka için değişik amaçlarla kullanılabilir ama uzun olanı yaparken herkes sormuştu bu ne işe yarıyor diye, tuvalet kağıtlarını saklamak için.Maviş maviş ben bunları çok seviyorum.

7 YorumYorum yaz!Bağlantı

Feb. 16, 2007 - BUNU BEN ÇOK BEĞENDİM

Adam genç kadına seslendi:

- Bana gözyaşı borcun var!

Genç kadın sordu:

- Nasıl öderim ?

Adam gözlerini kırptı:

- Haydi gülümse..!

Gülümsedi genç kadın. Adam, cebinden mendilini çıkarıp, borcunu sildi. Ve mendilini özenle katlayıp, yine kalbinin üzerindeki iç cebine koydu. Bir demet mor sümbül vardı kadının elinde. İkisi de bahar kokuyordu... Biri ilkbahar, diğeri güz.

 

Adam, seslendi yine:

- Bana mutluluk borcun var..!

Genç kadın, biraz mahcup, biraz şaşkın sordu:

-Nasıl ödeyebilirim ?

Heyecanlandı adam:

- Haydi yat dizlerime..!

Genç kadın bir kedi uysallığında, yattı dizlerine usulca. Adam, şefkatle saçlarını taramaya başladı kadının. Saçları, güneşe ve yağmurlara hasret hiç yaşanmamış baharlara benziyordu. Çaresizliğini ördü sıra sıra. Sonra saçının her teline Mutluluğun çığlıklarını bağladı adam. Yetmedi, gizli düğüm attı.. Ağladı.....

Hava kararmak üzereydi. Dışarıda yağmur yağıyordu delice.

 

Adam, sürekli borç defterlerini kurcalıyordu. Genç kadının gözlerinin içine baktı:

- Bana yürek borcun var..!

Borcunun farkındaydı sanki genç kadın. Şaşırmadı:

- Bu borcumu nasıl ödeyebilirim ?

Adam kollarını uzattı:

- Haydi tut ellerimi..!

Ellerini uzattı genç kadın. Elleri öyle sıcaktı ki, eriyiverdi bütün borcu avuçlarının içinde.

 

Genç kadın gitmek üzereydi. Adam son kez seslendi;

- Bana can borcun var..!

Kadın irkildi;

- Can mı?

Sigarasından derin bir nefes geçti adam;

- Evet.. Can borcun var. Sensizlik öldürüyor beni!

Hoşuna gitti sözler kadının:

- Peki bu borcumu nasıl tahsil etmeyi düşünüyorsun ?

Adam, biraz daha yaklaştı;

- Yum gözlerini..!

Hiç tereddüt etmeden yumdu gözlerini. Adam da yumdu gözlerini, masumca bir öpücük kondurdu kadının titreyen dudaklarına.

- Bu ne şimdi yaptığın ? diyerek çattı kaşlarını kadın...

Adam, pişmanlıkla, memnunluk arasında gidip geldi. Kekeledi:

- Hayat öpücüğüydü..!

 

Kısa bir sessizliğin ardından bu kez kadın öptü adamı şehvetle...

Adam, şaşırdı;

- Ya senin bu yaptığın neydi ?

Genç kadın kapıya yöneldi;

-Veda öpücüğü..!

 

Kalan borçlarına karşılık, yürek dolusu çaresizlik ve bir de mor sümbüllerini masanın üzerine rehin bırakıp gitti genç kadın. Adam koştu peşinden, sümbülleri geri verdi kadına:

- Ne olur iyi bak umut çiçeklerime solmasınlar...

Genç kadın sümbülleri aldı:

- Merak etme, gün aşırı sularım çiçeklerini..!

Adam sevindi:

- Güneşe, suya gerek yok. Gülümse yeter..!

Kadın, gözden kaybolurken haykırdı adam:

- Umutlarımı kefil yaptım... Unutma, bana aşk borçlusun!

Haykırışı yağmura karıştı, kadın yağmuru hissetmeyen kalabalığa...

 

YAZANIN - GÖNDERENİN - OKUYANIN YÜREĞİNE SAĞLIK

9 YorumYorum yaz!Bağlantı

Feb. 14, 2007 - 14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ HATIRINA

AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ

Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili.
O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır.
Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur.
Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar.
Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular yoktur.
Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili.
İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil,
içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir.
Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur.
Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.

Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın
hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de...
Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının
çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir
sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...

Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili,
kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı
hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye.
Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda,
gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri,
o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim.
Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...

Aşk çok eski bir şeydir sevgili.
Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer.
Sevdiğimiz insanların çocuklukları da...
Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer.
Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider,
hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...

İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır.
Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır...
Bazen denizler, kıyılar çeker insanı.
İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde
yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu.
Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara...
Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi...

İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda
umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler,
kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının
korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu...

Birazdan sabah olacak...
Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular başlayacak...
Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve
hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım...

Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış.
Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını,
cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri
alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek...

Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak...

Aşkta yarın yoktur sevgili...

 

CEZMİ ERSÖZ

 

(Şiir fikrini veren kuzenim Ersoy'a teşekkürler)

3 YorumYorum yaz!Bağlantı

Feb. 6, 2007 - BUNLARDA KIZIMIN

Kategori: Orguler

Bu da kızıma ördüğüm atkı ve eldivenler. Atkı herkesin bildiği bir artır bir kes örneği. Eldivenlerin modelini netten bulmuştum ben biraz değişiklik yaptım. Burada çirkin göründüğüne bakmayın elde çok şık duruyorlar.

Bunlarda güzel kızım için. Aynı takımdan pembe kadife iple yeğenime de ördüm onlarda çok cici oldular

1 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Son Sayfa • Diğer Sayfalarda Neler Var Acaba ->

Hakkımda





Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

  • boyamalar
  • Orguler
  • Takilar



  • Arkadaşlarım

    nurayekin68
    emelceorgu
    sanong
    fatmaylahersey
    HandanGokcek2
    bahargozlum
    ilmekilmek
    hurulayn
    sevgiyumaklari
    neen
    gulsevin
    modelevi
    elvanglbeycan1983
    nilgunbozkurt
    hobibloglari
    gulten
    yumak
    SeldaErcan
    goznuru
    sihirlieller
    dostcadi
    ikizizbiz
    eyust
    yust
    hayris
    MEYRACA
    rapunzel
    zelis
    serpilce
    cicibisiiy
    kubrakazancioglu
    maycan79
    YapabildiklerimBunlar
    gelincikler
    aleynammca
    realmelek
    yildizim
    elishi
    Damlalar
    yildizci
    yildizim1
    yildizim3
    serpillce
    pnardnmz
    aslihecoskun
    Serinmavi
    elvandanorguler
    yakamozda
    GOZNURUBOYAMA
    cicim
    ecay
    ikibin6
    peruze
    sagliklibeslenme
    yesilyaprak35
    hobitakintisi
    hobilerimveben
    pastel
    EmineYapimlar
    selus
    bujiterikatalog
    beyzaca
    sevdemelike
    kadineli
    HANIMELLER
    gulcinkuju
    seckin1985
    acum54
    Sevinay
    periselce
    iremnur
    ZERCANN
    kirmiziseker
    orguce
    meryemcemurat
    esra1978
    susam
    hasmutfak
    filizsuner
    ayseliden
    muge86
    flood
    dusbahcesi
    bloghit
    sude31
    betsy
    gulsevincehobi
    sevgiyumaGI
    seri
    nazengul
    sibelcan
    secilloo
    kuduz
    Academy
    merwosh
    nescafe
    elisisanati
    meldamar
    blogcuabla
    tugba99
    turkuaz70
    ummehan
    vilocan2006
    merakli
    mercancan
    pelincee
    mbemine
    figenkaplan84
    nisan24
    gonlumce
    roz
    CAYKAHVE
    melissa2
    kolyecim67
    handworks
    kittys
    gazeellem
    pinardemir
    Recipes
    blogkimyasi
    meryemce25
    evkedisi
    radwa94
    defterim
    yemektariflerimiz
    NESLINUR78
    meleginsepeti
    rahmiye
    dmiray
    SacBakimiYontemleri
    Hobilendik
    senakay
    dostboncuk
    florian
    bendencesitliyazi
    zeynepzehra
    cavidan
    seldaninsepetindekiler
    mutfaktayim
    gelibolu17
    suzanca
    burak73
    MakyajTeknikleri
    yurdanur45
    BebekSagligi
    bebekveresimleri
    ayfer5353
    HealthCare
    erkekbebekresimleri
    MeyvelerinFaydalari
    eskicim
    iclalcanakkale
    seraplaherseyyy
    birdebenvarim
    ebrugiller
    bahardali
    magicdesignhayaleturet
    yasamveulke
    MeyvelerinFaydasi
    sacmodelleri
    mecnun1965
    gercekruyayorumlari
    kankituana
    BoncukDevrim
    hamaratresmis
    kimyager1067
    sample
    myoopie
    ellerefidanboylumellere
    hilalveseray17
    thistime
    BlogYardim
    lezzetliyemek
    pastell
    cehizim
    crazy41
    kardeleenn
    KUCUKDUNYALAR
    tadimliktarifler
    guluranam
    tabiathazinesi
    gizemliruzgar
    koparanfikralar
    canbahar
    evlilikhakkinda
    sifaniyetine
    bozkirlim
    sagliklibebek
    natcilar
    webalemleri
    deryaylaberaber
    arzumhobii
    seciyorum





    MP3 Player Turtorial






    http://defnehobi.blogcu.com/

    dmiray

    nuray ekin


    GULTEN

    sibelgollu
    İclalçanakkale







    Link